Düzenli ve Yeterli Su Tüketenlere Müjde!

COVID-19’a Karşı Eliniz Güçlü

Birkaç aydır göremememize rağmen hayatlarımızın seyrini değiştiren bir durum ile karşı karşıyayız. Virüs, Koronavirüs, Pandemi… derken adım adım tüm dünyayı saran Covid-19 salgını 2020 yılına damga vurdu diyebiliriz. Hal böyle olunca öncelikli gündemimiz de elbette ki bu salgına karşı alınabilecek tedbirler oldu. Sokağa çıkma yasaklarından, cep telefonlarını çamaşır suyuna yatırmaya kadar doğru ya da yanlış duyduğumuz her tavsiyeye sarılıyoruz. Hatta öyle ki tüm Türkiye kolonya kokulu dev bir babaanne evine dönüştü. 

İşin şakasını bir yana atarsak şu süreçte alınabilecek koruyucu tedbirler oldukça hayati bir önem taşıyor. Koruyucu tedbirlerin başında da doğru ve düzenli su tüketimi geliyor. Peki, uzmanlar sıklıkla gündeme taşıdıkları su konusu neden bu kadar önemli?

İşte "Covid -19’dan korunmak için su için" çağrısının sebebi...

Vücudun 3'te 2'sini oluşturan su, sağlık için büyük önem taşıyor. Hastalıklardan korunmada 'vücudun savunma kalkanı' olarak adlandırılan, bağışıklık sisteminin çalışmasında çok önemli bir işlevi olan suyun faydaları konusunda birçok tıp otoritesi, özellikle solunum yollarını hedef alan enfeksiyonlara karşı su tüketiminin etkin rol oynadığını bir biri ardına açıklıyor. Bunun başlıca sebebi az su tüketildiğinde alerjik reaksiyonların gelişimi kadar enfeksiyon etkeninin solunum yolu mukozalarına kolay yapışması. Yani yeterince su tüketmezsek diğer solunum yolları enfeksiyonlarında olduğu gibi yeni Koronavirüs Covid-19'a da yakalanma riski yükseliyor.  

İkinci gerekçe ise bağışıklık sistemimizi güçlü tutmanın önemi ile ilgili. Suyun dolaşım için de oldukça önemli olduğunu işaret eden uzmanlar, dolaşım olmadığı zaman bağışıklık hücrelerinin beslenemeyeceğini ve fonksiyonlarını yerine getiremeyeceğini söylüyor. Vücudumuzdaki tüm organların güçlü ve sağlıklı olmasının yolunun dolaşımdan geçtiği düşünülürse su tüketiminin ne kadar elzem olduğu da bir kez daha ortaya çıkıyor.

Yeteri kadar su tüketimi olmadığında baş ağrısı, ağız kokusu, kabızlık, şişkinlik ve gaz, kemik erimesi, ciltte kuruluk ve kırışıklık, börek taşı gibi birçok sorunla karşı karşıya kalırız. Ayrıca vücutta toksinlerin birikimi ile idrar çıkışının azalması sebebiyle vücuttaki sıvı dengesi bozulabilir. Zararlı toksinleri atamayan bir vücudun savunma mekanizmaları kısa sürede işlevini yitirir. Bu da vücudun açıkça enfeksiyon kaynaklı hastalıklara teslim olması anlamına gelir. 

Peki, ne kadar su tüketmeliyiz?

Günlük su tüketimi için maalesef annelerimizin tarifleri gibi kaşıkla ya da bardakla ölçü vermek mümkün değil.  Günlük su ihtiyacı, kişinin yağ dokusu miktarına göre vücut ağırlığının yüzde 55 ile yüzde 77’i arasında değişebilir.  Cinsiyet, vücutta enfeksiyon olup olmaması, emzirme veya hamilelik durumları da su miktarını değiştirebilir.